bibilenden@gmail.com

0536 545 67 21

Hangi Türden Bir Aşıksın? / Aşk Stilleri

Hangi Türden Bir Aşıksın? / Aşk Stilleri

Aşkın sosyolojik ve psikolojik yönlerine dair yaptığı çalışmalarla tanınan John Alan Lee’nin de bizlere sorduğu soru buydu:

“Ne tür bir aşık olduğunuzu biliyor musunuz? Bulmak hayatınızı değiştirebilir.”

 

Bireyler dünyaya gözlerini açtıktan sonra çeşitli nesnelerle karşılaşırlar ve çevrelerindeki her şeyi algıladıkları kadarıyla gözlemleyebilirler. Bu nedenle, soyut kavramların olabildiğince somutlaştırılarak (gözle görülür, elle tutulur biçimde) değerlendirilmesi daha kolay algılamamızı sağlar. Soyut kavramlara baktığımızda anlaşılması en güç olanların insana yönelik duyguların olduğu ortadadır. İnsanların kişilerarası ilişkilerinde karşılaştıkları problemler bakış açısı farklılıklarından oluşur. Temelinde iki insanın da yıllar yılı biriktirmiş oldukları algısal dünyaların çatışması vardır. Bu çatışmanın çözülmesi ve huzura ermek için iletişim bizim en güçlü silahımız, yardımcımızdır. 

Bazen insanlar iletişim kurmak yerine kendini ifade etmemeyi, konuşmamayı, susmayı tercih ediyorlar. Anlatacak onca şeyi olmasına rağmen hem de. Peki bunu neden yapıyorlar? Çünkü anlaşılamamaktan korkuyorlar ya da yoruluyorlar. İnsanlar, belki kendilerine bile izah edemedikleri fakat açıkça hissettikleri duygularını konuşamıyorlar. ‘Hissedemez, anlatsam anlamaz, söylesem dinlemez’ diyerek kendilerini ifade etmekten kaçınıyorlar. İçinde bulunulan bu durum özellikle romantik ilişkilerde birden gelişmiyor. Örneğin; böyle davranan çiftlerin daha önceki yaşantılarına bakıldığında birbirini anlamakta çoğu zaman zorlandıklarını görebiliriz.

Tabii romantik ilişkiye sahip olmadan önce ihtiyacımız olan bir şey var: Aşk. 

Kolay anlaşılamayan ve soyut olan ama bir o kadar gerçekliğini hissettiren duygusal durumlardan birisi de aşk. Aşk birçok dinamikle ilişkili, her şekilde açıklanabilecek karmaşık bir duygusal durum olduğu için aşka yönelik algılarımız da karmaşık olabilir. 

Lee bu karmaşanın farkına varmış ve tam da bu noktada, aşkı renklere benzetmiş. Aşkın birden çok boyutu olabileceğini ve bu bağlamda aşkın, renkler kullanılarak çok boyutlu biçimlerle sınıflandırılmasının aşkı anlamak konusunda bizlere kolaylık sağlayacağını iddia etmiş.

Peki bunlar hangi renkler? 

Gökkuşağına baktığımızda gördüğümüz bütün renkler. Renklerin hepsi de üç ana renkten kaynaklanmaktadır: Kırmızı, sarı, mavi.

Lee aşk çeşitlerini bu renklerle eşleştirmiştir. 

Aşkı renklerle açıklamanın sağlayacağı yararlar: 

  • İnsanlar nasıl farklı renkleri tercih edebiliyorlarsa, benzer biçimde farklı aşk türlerini tercih edebileceklerinin farkına varırlar. 
  • Geçmişte yaşanılan aşk deneyimleri daha farklı değerlendirilebilirler.

 

Lee’nin Aşk Stilleri Kuramı

  • Eros ( Tutkulu aşk) : Kırmızı
  • Ludus ( Oyun gibi aşk) : Sarı
  • Storge ( Arkadaşça aşk) : Mavi

Lee’nin kuramı üç ana aşk türünden oluşur. Eros, Ludus, Storge aşkın birincil renkleridir.

Diğer aşk çeşitleri, Mania, Agape, Pragma ise üç ana aşkın bileşimiyle oluşan ara (ikincil) renklerdir.

  • Mania ( Bağımlı Aşk) : Turuncu (Kırmızı+ Sarı)
  • Agape (Özverili/ Özgeci Aşk) : Mor (Kırmızı+ Mavi)
  • Pragma ( Mantıklı Aşk) : Yeşil (Sarı+ Mavi)

 

EROS

Bu aşk türünden olanlar sevdikleriyle her şeyi paylaşmak ve onlara dair her şeyi bilmek isterler. Sıklıkla partnerlerini idealize bir şekilde düşünürler. Artık hayallerindeki ‘hayatının aşkını’ bulmuştur ve daha ilk gördüğü andan itibaren bulduğuna emindir. Bu türden aşığın partnerinden beklentisi yüksektir bu nedenle partneri tarafından herhangi bir eleştiri aldığında bile tepkisi incinme ve yoğun acıdır. Çift olarak bu türden aşk stiline sahip olanlar dramatize edilen bir aşk filminin karakterleri gibidirler. ‘Erotic’ aşığın (tutkulu aşık)  ayrılığa tepkisi acı ve çaresizliktir. Diğer aşk tarzlarından olanlar, ‘erotic’ sevgilileri gerçekçilikten yoksun veya bir fantezinin tuzağına düşmüş olarak görebilirler.

Tutkulu aşk, 

Hormonların ve duyguların etkileşiminin bağlanmaya neden olabileceğinin görülebilmesi açısından önemlidir. Şehvet duyguları ile aşk duygularının birbirini besleyerek güçlendirdiğini ortaya koyar. Birbirlerini cinsel olarak tamamlayan ve birbirilerini cinsel olarak çekici gören çiftler, bu aşk türüne sahiplerse güvenlik duygusu hissederler ve yaşamları daha anlamlı gelir. ( Çünkü kişi yaşamının amacını bulmuştur.)

Tenselliğin tinsel (ruhsal) etkisini kanıtlar niteliktedir. Bu aşk stili, romantik ilişkideki cinsel yaşantının önemini vurgular.

Tutkulu Aşıkların Belirgin Özellikleri:

  • Romantik ilişki (flört, sevgililik) sayesinde güçlü fiziksel ve duygusal bağ hissederler. Simbiyotik ilişki daha çabuk kurulur.
  • Yeni bir ilişkiye başlamak anında heyecan uyandırır.
  • Partnerini kendisi için ayırıyor olabilir ancak sahiplenici olmayabilir.
  • Erken cinsel macera.
  • Aşka ve sebep olacağı risklerine hazırdır.

 

 

LUDUS

Ludus, Latincede “oyun” veya “okul” anlamına gelir.

Lee’ye göre ludic aşk stiline sahip olanlar: 

  • birbirleriyle eğlenmeyi, 
  • evde veya dışarıda aktiviteler yapmayı, 
  • birbirleriyle dalga geçebilmeyi, 
  • birbirini şımartmayı ve birbirlerine zararsız şakalar yapmayı arzulamaktadırlar. 

Sevgi ve ilginin kazanılması dahi oyunun bir parçası olabilir. 

Ludic aşıklar olabildiğince çok eğlenmek isterler. Genellikle düzenli ve ciddi bir ilişki arayışında değillerdir. Partnerleriyle neredeyse hiçbir zaman aşırı ilişki kurmazlar ve çoğu zaman aynı anda birden fazla partnere, başka bir deyişle yoğun bir flört listesine sahip olurlar. Oynadıkları oyundan sıkıldıklarında oyunu bitirebilme gücünü koruyabilmek isterler ve bu nedenle ciddi ilişkilerden kaçınırlar. Romantik ilişkilerden uzak olmak onlar için can sıkıcı değildir çünkü bu aşk stiline sahip insanlar hayatlarını tek bir kişiyle geçirmek istemezler. Özgürlüklerine düşkündürler. Fiziksel görünüme önem verirler. 

Gerçek düşüncelerini ve duygularını partnerlerine, özellikle de partnerlerine karşı bir tür avantaj elde edebileceklerini düşünüyorlarsa, açıklamazlar. Genellikle partnerleri de kendisi ile aynı aşk stiline sahip olan ludiclerden oluşur. Bu gibi aşk stiline sahip bir insana yakınlaşabilmek için çeşitliliği olan etkinliklere katılmak ve eğlenmeyi bilmek gerekir. Bu aşk stilinde sadakatsizlik her zaman bir olasılıktır. En uç haliyle, oyun gibi aşk cinsel bağımlılık haline gelebilir.

Örneğin: Evli olduğu halde bir başkası ile cinselliğini paylaşmak bazı insanlar için tehlikeli ve heyecan verici bir oyun haline gelebilir.

 

STORGE

Lee Storge kavramını, arkadaşlıktan doğan ve yavaş yavaş büyüyerek aşka dönüşen bir yapı olarak tanımlar. Storge, tutkudan çok benzer ilgi alanlarına ve birbirine bağlılığa dayanır.

Arkadaşça aşıklar için birlikte oldukları kişi ile çeşitli donanımları ( genel kültür, eğitim düzeyi, ahlaki normlar…) ve ilgileri paylaşmak önemlidir. Onlar fiziksel etkileşime çok önem vermezler ve birlikte olacakları kişide bulunmasını istedikleri belirli fiziksel özellikler yoktur. İdealize ettikleri bir beden beklentileri yoktur. Romantik ilişkilere bakış açıları genellikle ‘huyu huyuma, suyu suyuma uysun yeter’ sözünün karşılık bulmuş hali gibidir.

 

Arkadaşça Aşıkların Belirgin Özellikleri: 

  • Aşkı aramaz ama karşılaştığında aşka ve romantik ilişkiye hazırdır. 
  • Sahiplenici yanını gizliden gizliye belli eder ama aşırı kıskanç değildir. 
  • Aşkın arkadaşlıktan geldiğine inanır, aşkı hayatın amacı olarak görmez 
  • Sadece bağlılık ilan edildikten sonra (evlilik, sevgililik) cinsel arzular onun için kabul edilebilir.

 

MANİA

 

Mania,  "zihinsel bozukluk" anlamına gelen Yunanca ανία teriminden türemiştir. 

Lee bağımlı aşkı, kişinin partnerini aşırı ve anlamsız yüceltme arzusu olarak görür. Bu tür aşıklar kendilerini bir tür deliliğe ve takıntıya sürükleme eğilimindedir. Partnerlerine saplantılı bir bağlılıkla yaklaşırlar. Renk çarkında, ludus ve eros arasında bir karışım olduğu için mor renk ile temsil edilir.

Bağımlı aşıklar partnerlerinden üstünlük belirten ifadelerle bahseder ve her zaman partnerlerine "ihtiyaç duyduklarını" hissederler. Bu bir tür değer pekiştirmesi olarak görülebilir. 

Örneğin; kişi sahip olduğu partneri sayesinde kendisinin üstünlüğünü diğerlerine ispatladığını düşünebilir. Genellikle hayata dahil olamamış fakat zengin bir eş bulmuş kadınlardan ve sosyal açıdan yeterli özellikleri olmamasına rağmen maddi olanakları sayesinde güzel bir kadınla evlenmiş erkeklerin arasından çıkabilir bu tür aşıklar. ( Bunlar toplumların göreceli bakış açılarıdır.) 

Bağımlı aşıklar birbirlerine güvenmezler ve birlikte oldukları kişiyi kaybetme korkusu yaşarlar. Bağımlı aşıklar, ilişkileri yıkılmanın eşiğinde olsa bile genelde ilişkiyi bitiremezler. Bu aşk türünde ilişkiyi bitiren genellikle karşı taraf olur. Ayrılığın olumsuz etkilerini uzun süre atlamazlar. Hem ilişkilerinde hem de ilişkileri bittikten sonra acı çekmekten hoşlanırlar. Melankolik bir tavırları ve biraz da patolojik yanları vardır.

Bağımlı Aşıkların Belirgin Özellikleri:

  • Romantik ilişkileri boyunca bir anksiyete haline gelen ‘acı çekeceğim’ düşünceleri
  • Partnerinin düşüncelerini dinledikçe karamsarlaşmak, kedere kapılmak
  • Partnerini şefkat ve duygu göstermeye zorlamak. (Kendini acındırmak)
  • Çabucak sinirlenmek, cinsel yakınlıktan hoşlanmamak
  • Sahip olmak ve kıskançlık (Şiddetli)

 

 

AGAPE

 

Lee, Agape’yi aşkın en saf hali olarak tanımlar. Bu aşk tanımını yapma sebebi kişinin partnerine karşı fedakar olması ve bunu yaparken sevgi dolu hissetmesidir. Kişi, partnerinin durumundan kaynaklanan zorluklara katlanmaya isteklidir. Birlikte bütün zorluklara göğüs germeye hazırdır. Bu, kırılmaz bir bağlılığa ve koşulsuz, özverili bir sevgiye dayanmaktadır, kendini tamamı ile vermektir. Merhamet ve özverinin sonsuz sevgisidir. Özgeci aşk, genellikle dini anlamlarda kullanılır ve turuncu renkle ifade edilir.

Özgeci aşıklar, partnerlerini bir nimet olarak görürler ve onlarla ilgilenmek isterler. Özgeci aşık, bir ilişkide alan taraf olmaktansa veren taraf olmayı yeğler. Bu ona haz verir. Acı çekmekten kaçınmak için partnerlerine sadık kalırlar ve bir ayrılıktan sonra sıklıkla partnerlerini sabırla beklerler. Özgeci aşka sahip olan kişi bağışlayıcı, sabırlı, anlayışlı, sadık ve partnerleri için fedakarlık yapmaya isteklidir. Özgeci bir aşık, bu sevginin koşulsuz olduğuna inanır, ancak ilişkilere karşı özgeci bir duruş sergileyen aşıklar, kendi ihtiyaçları için dikkatsizlikten muzdariptirler. Başkası için o kadar çok yaşar ki kendisini için yaşamayı unutur. Özgeci sevginin avantajı cömertliğidir. Dezavantajı, partnerinde suçluluk veya yetersizlik duygularına neden olabilmesidir. Çünkü ilişki için o kadar çaba harcar ve ilişkiyi o kadar kompleks bir şekilde yaşar ki partneri hiçbir zaman aynı miktarda özveride bulunamaz.  

Özgeci aşıklar aşkı vermeye inanırlar. Aşkı hissetmeyi ise bir görev gibi algılarlar; ancak, aşktan ya da karşılarındaki kişiden hiçbir beklentileri yoktur. Bu nedenle Agape’nin davalar, ideolojiler, radikal düşünceler için kullanıldığı çok olmuştur. Çünkü aşk her zaman bir kişiye yöneltilmeyebilir aşkın yüklemesi bir nesneye de yapılabilir. Örneğin; herhangi bir dava uğruna şehit olmaya kadar varabilir bu türden aşkın sonucu. Prensipleri uğruna canından vazgeçmek kabul edilebilir fakat romantik ilişkiyi sürdürmek için şehit olmak, kendini her gün karşıdaki kişi için paralamak psikolojik açıdan ‘sağlıksız’ bir durum olarak kabul edilir.

 

Özgeci Aşkın Belirgin Özellikleri:

  • Herkes için ilgi çekici değildir. İlgileri insanları çabuk bunaltır.
  • Karşısındakini kusurlarına rağmen karşısındakini sever.
  • Sahip oldukları her partner için endişelenir ve ona dikkatlice yaklaşır.
  • Ne kıskanç ne de takıntılıdır.
  • Seksten hoşlanır ve partnerini tatmin etmek cinselliğinden önceliklidir.

 

PRAGMA

 

Lee pragmayı en pratik aşk türü olarak tanımlar, aşk illa ki gerçek bir romantik aşktan kaynaklanmak zorunda değildir.  Romantik bir duygusal durumdan ziyade pragma, uygun düşen, akıllıca bir aşk türüdür.

Mantıklı aşıklar, rasyonel ve salt gerçekçi bir anlayışa sahiptir. Kendileri de mantıklarıyla bir ilişki yaşadıkları konusunda samimidirler ve bunu kabul ederler. Bir partnerden ve ilişkiden beklentileri ağırlıklı olarak sahip olmak üzerinedir. Arzu ettikleri hayata, uyumlu özellikler olarak algıladıkları karşılıklı niteliklere dayanarak partnerlerini seçme ve reddetme eğilimindedirler. Pragmatik aşıklar partnerlerinde değer bulmak isterler ve nihayetinde ortak bir hedefe ulaşmak için partnerleriyle birlikte ortak bir hayat yaşamak isterler. Mantıklı aşkta, ortak hedefler ve değerler ilişki süresi boyunca korunursa ilişkinin uzun ömürlü olmasına katkıda bulunulur. Bu konular üzerine aşırı düşünmek, kişiyi, kendisinin ilişkide ne kadar karlı olduğuna yöneltir. Ve bu nedenle ortada sanki  bir alışveriş, bir pazarlık durumu varmış gibi ilişkiyi algılamasına neden olabilir. 

Pragmatik bir ilişkinin durumu, bir partner diğerini bir yük olarak görmeye başladığında aşağılayıcı ve zehirli hale gelebilir. Mantık temelli aşkların vurgusu, para kazanma, satın alınabilirlik, çocuk bakımı ve / veya ev hizmeti üzerinedir. 

Bir işbirliği veya ortak yaşam biçimi olarak pragmatik aşk, olumsuz bir bakış açısıyla değerlendirilmemelidir. Örneğin; görücü usulü evliliğin uygulandığı kolektivist bir kültürde, pragmatik aşk oldukça yaygındır. Nihayetinde, mantıklı aşk, devam edileceğine ve olumlu gelecek sağlayabileceğine inanılan ilişkilerdeki eşlere duyulan aşk türüdür. Mantıklı aşıklar sosyal ve kişilik özellikleri açısından birlikte oldukları kişide uyum ararlar. Onlar için birlikte oldukları kişinin özellikleri (inanç, aile, gelecek beklentisi…) önemlidir.

Mantıklı Aşkın Belirgin Özellikleri:

  • Tercih edilen özelliklerden bazılarına sahip partner isterler
  • Tanıdık bir kişiyle ilişkiye başlarlar.
  • Duyguların karşılıklı olmasını bekler

 

 

Son olarak,

Aşk biyolojik ve buna bağlı olarak psikolojik açıdan daima bitmesi gereken bir süreçtir. Bu nedenle aşkı yorumlamak, onu anlamaya çalışmak merak eden insanın işi olmalıdır. Aşık olan kişinin derdi ne kadar aşık olduğunu araştırmak olmamalıdır. Aşk üzerine yorumlanan gerçeklikleri araştırmak olmamalıdır. Çünkü bir gün aşkınız azalacak ve azalarak bitecek. Yerini ya sevgiye bırakacak ya da romantik ilişkiniz bitecek. İnsanların anlamlar yüklediği anlamıyla aşk, tıpkı cinsellikte olduğu gibi nesne ister. Şimdi ve buradalık ister. Bencildir. İhtiyaçlarını hemen karşılamanızı ve mümkünse aynı oranda karşılık vermenizi ister. Sevgi öyle değildir. Her koşulda iyiliğini istemektir. Uzak veya yakın. Yanında veya başkasının yanında. Sevginin başarılı dışavurum hali şefkattir.  Şefkat, duyguyu isteyerek yüklenmek, onu karşılayacak ve gerçekleştirecek güce sahip olmak demektir. Şefkat öfke dahil bütün duygulardan güçlüdür, sevgiden ve korkudan daha kuvvetlidir. Şefkat insaniyetin ölçüsünü gösterir. Şefkat zayıfların duygusu değildir güçlülerin zar zor elde ettikleri bir haldir.

Her şey ve herkesten önce öz şefkatinizi korumanız dileğiyle.

 

Ahmet Emirhan Oğuz