bibilenden@gmail.com

0536 545 67 21

Sevgimi Nasıl İfade Edebilirim/ Aile Temelli Bir Yaklaşım

Sevgimi Nasıl İfade Edebilirim/ Aile Temelli Bir Yaklaşım

“Ruh sağlığı uzmanları, sevildiğini hissetmenin, insanın birincil derecedeki duygusal  ihtiyacı olduğu sonucuna varmışlardır. Sevgi için dağları, denizleri aşar, çölleri yürüyerek geçer ve anlatılamayacak güçlüklere katlanırız. Sevgisiz; dağlar aşılamaz, denizler geçilemez, çöller dayanılmaz ve zorluklar yenilemez olurlar.

Bilge kişiler, sevgi ile güdülenmemiş tüm insan başarılarının, sonuçta, anlamsız olduğunu söyleyerek sevgiyi yüceltmişlerdir.

İnsanlık oyununun son sahnesinde üç karakter kalacaktır:

İnanç, umut ve sevgi. Fakat bunların en önemlisi sevgidir.”

 

NEDEN SEVGİMİ İFADE EDEMİYORUM?

İçselleştirdiğiniz, her yönüyle kavradığınız, uyguladığınız bir bilgiyi ele alalım. Bu bilgiyi insanlara aktarmakta sorun yaşar mısınız? Eğer iletişim kurmayı engelleyen bir sosyalleşme probleminiz yoksa sorun yaşamaz hatta keyif alırsınız. Sevgi de böyledir. Bir dildir, konuşmasını bilmezseniz sizin için yabancı dildir. Tıpkı günlük hayatta kullandığınız anadiliniz gibi sevgi de yuvanızda öğrenilir. Sevgiyi ifade etmek konusunda endişeleriniz varsa her şey tam da bu noktada, yuvanızda başlar esasında: Ailenizde.

Neredeyse herkes bir yuvaya doğar. Bu yuva; içinde samimi ilişkilerin kurulması gerektiği ailelerden oluşur. Bizler sevmeyi ve ifade etmeyi ailelerimizden öğreniriz. Anne-çocuk arasında kurulan daha doğar doğmaz başlayan ilişki, bebeğin hayatta kalabilmesi için ‘bakım zorunluluğu’ yaratan bir duruma sokar aileyi. Bebek, kendi başına var olan bir varlık olduğunu fark ettiği andan itibaren anlar ki dünyaya karşı savunmasızdır. Açlığını, susuzluğunu, bakımını üstlenen bir anneye muhtaçtır. Bu bizlere, çocuğun daha yaşamının ilk anından itibaren başka insanlarla sosyal ilişki içinde olduğunu gösterir. Aile içindeki iletişim kopuklukları ya da ailenin olmaması, ebeveynlerinden birinin eksik olduğu aileler çocuğun sosyal ilişkiler geliştirme becerileri bakımından risk taşır.

Aile, insanın kimliğini önemli ölçüde etkiler. Ebeveynler arasındaki iletişim biçimlerinin esenliği, çocuğun anne ve babası ile geçirdiği yaşantılar; çocukların, ilerleyen yıllardaki hayatlarında nasıl bir romantik ilişki yaşantısına sahip olacağının belirleyicisi olabilir. Zira, Sevgimizi ifade etme biçimlerimiz özellikle çocukluğumuzun ilk altı yılında kişiliğimize işlenir adeta. İhtiyaçlarımız, beklentilerimiz orada saklıdır. Başkalarından sevgi alma becerisi, anneden sevgi alma becerilerine bağlıdır.

 

Çiftler birbirlerini sevgiden esirgerse çocuk sevginin ne olduğunu anlayamaz, bilemez. Sevgiyi karmaşık düzeyde yaşayan, birbirlerinin gözlerinden, hareketlerinden anlayan tutkusu azalmış çiftlerin çocukları için de aynı tehlike geçerlidir. Çünkü çocuklar soyut düzeydeki yaşantıları kavrayamayabilirler.

O halde, göstermek gerekir. Çiftler birbirlerine olan sevgilerini çocukların yanında ifade edilebilmelidir. Sadece bunun eksikliği bile fiziksel temastan hoşlanmayan insanlar meydana getirebilir. Sevginin sıcaklığını hissetmelidir çocuk. İçselleştirilmeyen şey dışsallaştırılır. Kişi yaşantıları ile uyum içinde yaşama eğilimi gösterir. Davranışlarına yön veren eski davranış kalıplarıdır. Bu nedenle, çocuğun ‘sevgi’ ile erken yaşlarda tanışmış olması ilerleyen yaşlarında sevgisini ifade etme davranışları göstermesini sağlayacaktır.

"Her çocuğun içinde, sevgi ile doldurulmayı bekleyen bir 'duygu deposu' vardır. Bir çocuk gerçekten sevildiğini hissederse, normal olarak gelişecektir. Fakat sevgi deposu boş olduğu zaman, çocuk yanlış davranışlarda bulunacaktır. Çocukların yaramazlıklarının çoğuna boş bir ‘sevgi deposu’ nun özlemleri yol açar."

 

SEVGİMİ NASIL GÖSTERİRİM?

Özellikle evlilik hayatındaki romantizm için duyulan arzu, psikolojik yapımıza derin köklerini salmıştır. Popüler internet sitelerinde, medya ve sosyal medyada ‘aşkı canlı tutmak’ üzerine işlenen içerikler söz konusudur. Aşkı canlı tutmak ciddi iştir. 

 

Bütün mevcut olan kitaplara, eğitimlere, uygulamalı yardımlara rağmen, neden bu kadar az sayıda çift, evlilikten sonra da aşkı canlı tutabiliyor?  Nasıl oluyor da çiftler; aile danışmanlığı alıyor, iletişimlerini nasıl arttıracakları konusunda harika fikirleri dinliyor, eve dönüyor ve kendilerinin orada sergilenen iletişim kalıplarını uygulamaktan bütünüyle aciz olduklarını görebiliyorlar? Nasıl oluyor da, internet sitelerindeki "Sevginizi Göstermenin 10 Yolu", "Erkeğinizi Evde Tutmanın 20 Yolu" gibi yazıları okuyor, bizi yansıttığını düşündüğümüz, iyi görünen bir iki yol seçiyor, bunları deniyoruz? 

 

Eşimiz çaba sarf ettiğimizi fark etmiyor bile. Biz de geri kalan bütün yollardan vazgeçip, her zamanki gibi yaşamaya devam ediyoruz. 

 

Eğer sevgimizi etkili bir şekilde belirtmek istiyorsak bilmemiz gereken: Eşimizin birincil sevgi dilidir.

Evlilik terapisti Gary Chapman’e göre, ‘Beş Sevgi Dili’ bulunmaktadır. Sevgi dilleri hakkında bilgi sahibi olursak sevgimizi ifade etme noktasında farkına varacağımız bazı noktalar söz konusu olabilir. 

Sevgi Dili 1: Onay Sözleri

"Dil, yaşamın ve ölümün gücüne sahiptir. 

Kaygılı bir yürek insanı bunaltır, ama sevecen bir söz onu neşelendirir."

 

Evlilik hayatıyla beraber özgür ve yalnızca kendi kararlarıyla yaşayan insanlar artık birisine ve yuvasına evlilik yoluyla bağlıdır. Bu durum kişilere, sorumluluklar verir. Toplumsal cinsiyet rollerini her ne kadar böyle bir baskı olmasa da çiftler benimserler ve ona göre yaşarlar. Benimsedikleri rollerden dolayı, hem kadın hem erkek, daha önce yapmak zorunda olmadığı şeyleri artık ailesi için yapmak zorunda hissedebilir. Durumun özüne bakıldığında bundan sorumlu olması gerekmediği de açıktır üstelik.  Bizler bu kabullendiğimiz rollerden dolayı özveri gösteririz. Dolayısıyla bu özverinin bir karşılığı olduğunu eşimize göstermek, onun yaptığı şeylerin takdire şayan olduğunu belirtmek sevgiyi ifade etmenin oldukça az önemsenen fakat etkili bir yoludur.

Birincil sevgi dili onay sözleri olan kişi, sözlü iltifatlar veya takdir sözleriyle sevgiyi hisseder. Sözlü iltifatlarınız, takdir edişleriniz onu güdüler. Kendisini yeterli bulmadığı alanlardaki gizil güçlerini (yeteneklerini, potansiyellerini) ortaya koymak için sizin cesaret verici sözlerinizi, alçakgönüllü sözlerinizi, sevecen sözlerinizi bekleyebilirler. Sözlü iltifatlar veya takdir sözleri, sevgiyi güçlü bir şekilde iletir. Bunlar en iyi, aşağıdaki gibi basit, açık sözlerle ifade edilir:

 

  • "Bu kıyafetle çok şık görünüyorsun."
  • "Ooo! Bu elbiseyle çok hoş görünüyorsun."
  • "Çöpü dışarıya çıkarmanı gerçekten takdir ediyorum."
  • "Bu dünyada patatesi en iyi pişiren kişi sen olmalısın. Bu patateslere
  • bayıldım."
  • "Bu gece bulaşıkları yıkamanı gerçekten takdir ettim."

Şuna dikkat edilmelidir ki söylenen bu sözlerin amacı, eşinizi, kendi istediğiniz şeyleri yapmasını sağlamak için pohpohlamak değildir. Sevginizi göstermenin hedefi, istediğiniz bir şeyi elde etmek değil, sevdiğiniz insanın saadeti için bir şey yapabilmek arzusudur. Şu bir gerçektir ki, onaylayıcı sözlerin, bizi, karşılık vermek ve eşimizin arzu ettiği bir şeyi yapmak konusunda güdülemesi çok daha muhtemeldir. Bu sözler belki size yüz kızartıcı, saçmalık, gevşeklik olarak görünebilir fakat unutulmaması gereken bir şey vardır: Aileniz ve sizin için çabalayan yegâne kişi eşinizdir. Bu çabalara tepkisiz kalmaktansa farkında olduğunuzu belli etmek ona mutluluk verecektir.

 

“Her çift evliliklerinin duygusal havasını değiştirecek anahtarı ellerinde tutar. Bu anahtar diğer kişide beğendiğiniz şeyleri sözlerle takdir etmek ve hoşlanmadığınız şeylerle ilgili şikâyetleri, o kriz anı için, askıya almaktır."

 

Sevgi Dili 2: Nitelikli Beraberlik

Aile içi iletişimin oluşabilmesi için önce iletişim ortamının kalite hale gelmesi gereklidir. İletişimi engelleyici bütün unsurlar kişilerin anda kalmasına ve o anda yaşadığı ortamdan uzaklaşmasına neden olur. Günümüzde teknolojinin yaygınlaşması ile aile üyelerinin iletişimleri baltalanmaktadır. Aile üyeleri kendilerine ait odalarda bulunmayı aile ile bir arada bulunmaya tercih etmektedirler. Bu durum çiftler açısından yan yanayken bile birbirinden uzak, kopuk olmayla sonuçlanabilir.

Nitelikli beraberlikle, birisine bütün dikkatinizi vermeniz kast edilir. Kanepeye birlikte oturup televizyon seyretmeniz değildir mevzu. Çünkü zamanınızı bu şekilde geçirdiğinizde diziler, filmler dikkatinizi çekiyor eşiniz değil. Kast edilen televizyonu, telefonu kapatıp kanepeye oturmanız, tüm dikkatinizi birbirinizde toplayarak birbirinize bakmanız ve konuşmanızdır. Partneriniz ilginizi ister.

 Kendisine odaklanmanızı, zaman ayırmanızı ve birlikte bir şeyler yapmanızı ister. Eğer bir kadın ya da erkeğin birincil sevgi dili nitelikli beraberlik ve sohbet ise, onun sevgi deposu, eşi düşünce ve duygularını anlatıncaya kadar dolmayacaktır. 

Eşinizle yapmaktan hoşlandığı bir şeyi birlikte ve içtenlikle yapmak bu konuda size faydalı olacaktır. Belki de eşiniz tavsiyelere ihtiyacı olduğu bir dönemdedir. Belki de yalnızca birinin onu dinlemesine ihtiyacı vardır. Her durumda da ‘kaliteli zaman geçirmek’ kavramı bir klişe olmanın ötesinde yaşanmalıdır. Ortak bir uğraşta birlikte zaman geçirmek, birbirimize önem verdiğimizi, birbirimizle olmaktan zevk aldığımızı, birlikte bir şeyler yapmaktan hoşlandığımızı belli eder.

 

 

Sevgi Dili 3:Armağan Alma

Armağanlar sevginin görsel sembolleridir. Örneğin; çoğu evlilik töreni, yüzüklerin alınmasını ve verilmesini içerir. Yüzükler, iki kalbi sonsuza dek birleştiren içteki ruhsal bağın dıştaki görülebilen işaretleridir. Semboller duygusal değer taşırlar. Dağılan bir evliliğin sonunda, artık eşler nikâh yüzüklerini takmaktan vazgeçince, bu belki de daha çarpıcı olarak sergilenir. Yüzükleri takmamak, evliliğin ciddi bir sorun içerisinde olduğunun görsel işaretidir.

 

Görsel semboller bazı insanlar için diğerlerinden daha önemlidir. Bu yüzden kişilerin nikâh yüzüklerine karşı tutumları farklılık gösterebilir. Kimisi, düğünden sonra nikâh yüzüğünü asla çıkarmaz. Başkaları ise evlilik yüzüğünü bile takmaz. Bu da, insanların farklı birincil sevgi dilleri olduğunun başka bir işaretidir. Eğer armağan alma, kişinin birincil sevgi diliyse, verilen yüzüğe büyük değer verir ve onu büyük bir gururla takar.

 

Ayrıca, yıllar geçtikçe verilen diğer armağanlarla da oldukça duygulanır. Onları sevginin ifadeleri olarak görür. Bu kişiler, görsel semboller olan hediyeler olmazsa sevgiyi sorgulayabilirler.

Birincil sevgi dili armağan almak olan birisine, armağanın maliyeti, sizin gücünüzle çok orantısız olmadığı sürece, çok az önem taşır. Eğer bir milyoner, düzenli olarak 10 liralık armağanlar verirse, eşi, bunun bir sevgi ifadesi olup olmadığını sorgulayabilir. Fakat ailenin maddi durumu kısıtlı olduğu zaman, 10 liralık bir armağan milyonlarca dolar değerinde bir sevgiyi anlatabilir. 

 

Bu nedenle karşımızdaki kişiye biçtiğimiz değer, kendi maddi kendi maddi imkânlarımızla ulaşabileceğimizin çok altında olmamalıdır.  Armağanlar satın alınabilir, bulunabilir veya yapılabilir. “Yol kenarında durup, karısına bir kır çiçeği koparan erkek, karısının kır çiçeklerine alerjisi yoksa, kendisine bir sevgi ifadesinde bulunmuştur.”

 

Oldukça somut ve çıkarcı bir sevgi dili gibi gelmiş olabilir. Daha iyi kavranabilmesi açısından şunu da eklemek gerekiyor: Bu sevgi dilini kullanan kişiler, en ihtiyaçları olduğu anda yanında olmanızı isterler. Bu davranışınız onlar için çok şey ifade eder.

 

 

Sevgi Dili 4: Hizmet Davranışları

Sevilen kişi için çaba harcamaktır. Fakat bu çaba toplumsal cinsiyet rollerinin bir dayatması sonucu ya da baskı ya da sorumluluk hissetme sonucu gerçekleşmemelidir.Yapılan işler, ailenin ihtiyaçları ve gereklilikleri düşünülerek, iyilik ve esenlik gözetilerek yapılırsa hizmet davranışları kapsamında değerlendirilir.

 

Yemek pişirmek, bulaşıkları yıkamak, odaları süpürmek, lavabodan saçları çıkarmak, aynadaki beyaz lekeleri temizlemek, çöpü dışarı koymak, bebeğin bezini değiştirmek, kitaplığın tozunu almak, arabayı işler halde tutmak, arabayı yıkamak veya süpürmek, perdelerin tozunu almak, köpeği yürüyüşe çıkarmak, kedinin kumunu değiştirmek gibi eylemlerin hepsi hizmet davranışlarıdır. Bunlar, düşünce, planlama, zaman, çaba ve enerji isterler. Eğer olumlu bir ruhla yapılırlarsa, gerçekten de sevginin ifadesidirler.

 

Ayrıca evlilikten önce birbirimiz için yaptıklarımız, evlilikten sonra yapacaklarımızın göstergesi değildir. Birçok davranışı aşkın ve hormonların etkisinde gözümüz kapalı yapabiliriz. Bu nedenle aşkın metafiziğini kavramış ruh sağlığı çalışanları en az 2 yıllık bir romantik ilişkinin ardından evliliği tavsiye ederler. Bunun sebebi hormonel düzeydeki etkilerin bitmesi ve aşkın sevgiye dönüşümünün tam olarak gerçekleşmesi için gerekli olan sürenin 2 yıla yakın olmasıdır.

 

 

Sevgi Dili 5: Fiziksel Temas

Çocuk gelişimi alanında yapılan çok sayıda araştırma şunu gösterir: 

Elle tutulan, kucaklanan ve öpülen çocuklar ilerleyen yaşlarında fiziksel temastan mahrum bırakılmış çocuklardan daha sağlıklı bir duygusal yaşam geliştiriyorlar. İlişkiyi yaratan ve bozan etken fiziksel temastır. Fiziksel temasla hem sevgi dili hem nefret iletilebilir. Okşamak ve vurmak arasında bir seçimdir bu. En çok ayrılık sebeplerinden birisi olan ten uyuşmazlığının altında kişinin çocukluğu yatmaktadır. Ve fakat bu durum tek başına bütün hayatın belirleyicisi kabul edilemez.

 

Fiziksel temas aynı zamanda evlilikteki sevgiyi iletmek için de güçlü bir araçtır. El ele tutuşma, öpüşme, sarılma ve cinsel ilişki bir kişinin eşine olan sevgisini iletmenin yollarıdır. Fiziksel temas bazı insanların birincil sevgi dilidir. O olmadan sevildiklerini hissetmezler. Onunla sevgi depoları doludur ve eşlerinin sevgisi konusunda kendilerini güvende hissederler.

 

Fiziksel teması kültürün etkisi ile romantik ilişkiden dışlamak ilişkiyi zedeleyicidir. Zira belirli açılardan kişileri mahrum bırakmak ile sonuçlanabilir bu durum. Diğer sevgi dilleriyle kendini ifade edenler için romantik ilişkiden cinselliğin, dokunmanın soyutlanması pek rahatsız edici gelmeyebilir. Fakat bu sevgi dilini kullananlar için isteklerine karşılık bulamamak doğrudan kendilerine yönelik algılanabilir. Reddedilmek  kişide bedeninin beğenilmediği düşüncesi, değersiz olduğu algısı uyandırabilir. 

 

Sadık olmayan bir eşin yol açtığı duygusal sarsıntı ile boğuşmaya çabalayan kadın ve erkekler hayatın içerisinde ne yazık ki vardır. Fakat bu sarsıntı, birincil sevgi dili fiziksel temas olan bireyde çok daha fazladır. Çünkü fiziksel temas ile kendisine ifade edilen sevgi, şimdi bir başkasına verilmektedir. Sevgi deposu yalnızca boş değildir; bir patlama ile kalbura dönmüştür. Bu duygusal gereksinimlerin karşılanabilmesi için büyük çaplı tamirler gerekmektedir.

 

Son olarak,

Sevgi dilinizi keşfetmekten korkmayın. Eşinizle çıktığınız yolda farklı maceralar, yeni heyecanlar peşinde olma gayreti, sevginizi gösterebilmenizi kolaylaştıracaktır. Sevgi daima bir seçimdir. Bu nedenle seçimlerinizin getirileri ve sorumluluğu sizin elinizdedir. 

 

Yardımcı Kaynaklar

Mark Wolynn- Seninle Başlamadı

Gary Chapman- Beş Sevgi Dili