bibilenden@gmail.com

0536 545 67 21

ÇOCUĞUM TUVALETİNİ TUTUYOR

ÇOCUĞUM TUVALETİNİ TUTUYOR

Çocuğun gelişim dönemlerini incelediğimizde karşılaşılan en temel problemlerden bazıları tuvalet eğitimi döneminde oluşur. Genellikle 2 ile 4 yaşları arasında başlayan tuvalet eğitiminde görülen problemler; çocuğun otoriteyle olan ilişkilerini, kişilik yapısını ( cimri, tutumlu, esnek…) , cinsel gelişim sürecini doğrudan etkileyebilecek kadar çocuğun hayatına etki edebilir. 

 

Çocukların kazandıkları tuvalet alışkanlıkları ailelerin tutumlarıyla şekillenir. Mesela, bazı aileler tuvalet alışkanlığı kazandırmak konusunda aceleci davranabilirler. Bu durum çocuğun biyolojik ve psikolojik gelişimi açısından sakıncalı olabilmektedir. Çocuk biyolojik açıdan yeterli hale gelmeden psikolojik açıdan yeterli hale gelemez. Ebeveynlerin bu konuda ısrarcı bir şekilde teşvik edici olması da bu nedenle çocuğa motivasyondan çok başaramayacağı bir stres kaynağı yaratır. Tuvalet eğitimi dönemine gelen ve daha önce kas kontrolü olmayan çocuk, zamanla yeterli olgunluğa ulaşacaktır. Yeterli olgunluğa ulaştığında kendini ifade etmeye hazırdır, ailesine kendini ifade etmek için çabalar. 

Çocuk, 18-20 aylık olduğunda tuvalet eğitimi almaya hazır olduğunun ipuçlarını verir. Örneğin, önceleri altını ıslatan, mesanesini ve bağırsaklarını kontrol edemeyen bir çocuk, dil gelişimiyle birlikte altını ıslattığını bakıcısına anlatmaya çabalar. Önceleri rahatsız olduğunu beden duruşuyla, mimikleri ile anlayabildiğimiz çocuk, mimiklerini ve seslerini kullanarak kendisini bilinçli olarak ifade eder. Çocuk, gelişimi devam ettikçe tuvaletinin geldiğini anlar, anlatır, heyecanlanır. Tuvalete doğru gitmeye çalışır ancak yetişemeyebilir. İlk tuvalet kontrollerini sağlayabilmek açısından bu dönem önemlidir. Çocuk, bu dönemde başarısızlıklarla karşılaşacaktır, küçük tuvaletini tutamaz. Bundan dolayı uzun süreli bekleyişlerin ardından mesanesini ve bağırsaklarını yeterince kontrol etmekte zorlanabilir. Ebeveynlerin tuvalet eğitiminin bu aşamasında kısıtlayıcı, baskılayıcı tutum sergilemesi, aceleci davranması, talepkar olması, otoriter biçimde çocuğa yaklaşması çocuğun tuvaletini yapmamasına sebep olabilir. Çocuğun bakıcıları ile çatışma yaşaması ve tuvaletini tutması söz konusu olabilir. Tuvaletini yapmadıkça çocuk kabızlık yaşayacaktır ve bu durum çocuk için acı verici bir hale gelecektir. Bu nedenle çocuk için tuvaletini yapmak korkulu ve stresli bir hale gelebilir.

 

NOT:

Çocuklar kendi deyimleriyle önce küçük, daha sonra büyük tuvalet kontrolünü kazanırlar. Tuvaletlerini önce bilinçli bir şekilde hareket ettikleri zamanlarda, özellikle gündüz vakitlerinde kontrol etmeyi öğrenirler. Üç yaş civarında çocuklar gündüzleri tuvalet kontrolünü kazanmış olurlar. Oyuna dalan çocuklar tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için son dakikaya kadar bekleyebilirler ve bazen de kaçırabilirler.

 

 

TUVALETİNİ YAPMAYAN ÇOCUĞA EBEVEYNLER NASIL YAKLAŞMALI?

  • Tuvaletini yapmayan çocuk söz konusu ise ailenin öncelikle doktor muayenesine başvurması gerekir. Çocuğun sağlığı açısından riskli bir durum söz konusu olabilir. Gerekli tıbbi kontrollerin ardından yaşanılan problemin kaynağı öğrenilecektir. Böylelikle fizyolojik veya psikolojik bir belirti olup olmadığı anlaşılacaktır.

 

  • Ebeveynler çocuk yeterli olgunluğa gelmeden çocuğu tuvalet eğitimine tabii tutmamalıdır. Çocuğun büzücü kaslarının gelişmesi gerekir. Büzücü kasların kontrolü, çocuk 1,5-2 yaşına geldiğinde tamamıyla gelişir. Bu dönemin öncesinde çocuğu tuvaletini kontrol etmeye zorlamak doğru değildir.

 

  • Çocuğun duygularına karşı hassas olmalıyız ve onlara uygun karşılığı vermeliyiz. Çocuğun konuştuğunun dinlenildiğini hissetmesi önemlidir. Böylece çocuğun özgüven gelişimi desteklenmiş olur ve kendisini yetersiz hissetmez. Tuvalet eğitiminde çocuğa yetersiz olduğunu hissettirmek çocuğun bu dönemi başarıyla atlatamamasına ve cinsel gelişimi açısından bu dönemde saplanmasına neden olabilir.

 

  • Tuvalet eğitiminin ilk dönemlerinde çocuklar tuvaletlerini tutamayabilirler. Bu nedenle bunu sürecin bir parçası olarak görüp çocuğu destekleyici davranmak gerekir. Çocuğun altını ıslatmasını istemeyen ebeveynler, düzenli olarak yenilen öğünlerin ardından çocuğunu tuvalete götürebilirler. Böylece istenmeyen durumlar yaşanmayacaktır ve çocuk kendisini suçluluk içinde hissetmeyecektir.

 

 

  • Tuvalet eğitimi verilirken zorlamayla karşılaşan çocuklar, genellikle tuvaletlerini istenilen zamanlarda yapmazlar. Bu çocuklar, tuvaletten kalkar kalkmaz çişlerini çamaşırlarına yaparlar veya uzun süre tutarak anneye olan kızgınlıklarını yansıtabilirler. Çocuğun kendi varlığını kabul ettirme isteği burada ortaya çıkar. Çocuğun bir birey olduğunun doğal bir yansımadır. Çocuk öfkelenebilir ve bu bir çeşit intikam almaya dönüşebilir. Ebeveynin uzlaşmacı tavra sahip olması önemlidir.

 

  • Ebeveynlerin aşırı mükemmeliyetçi ve ‘temizlik takıntılı’ bir tavra sahip olması çocuğun ruh sağlığı açısından sağlıksız olabilir.

 

  • Aile içerisinde veya başkalarının yanında çocuğun kakasını tuttuğu üzerine konuşulmamalıdır. Ev içerisinde çocuğun kendisini yetersiz hissetmesine neden olacak gündemler söz konusu olmamalıdır. Çocuğun tuvalet ihtiyacının olup olmadığı aile tarafından sıklıkla takip edilmemelidir. Çocuk, bu konunun üzerine konuşulduğunda stres ve baskı altında hissetmektedir. Bu şekilde etkileşimler çocuğun ‘ben yetersizim’ algısı oluşturmasına ve çocuğun özgüvenini zedelenmesine neden olabilir.

 

  • Bir olaya olduğundan daha büyük anlamlar yüklemek başlangıçta basit ve anlaşılabilir olan durumu karmaşık ve çözülemez hale getirebilir. Örneğin çocuk kabız olmuş olabilir. Kabız olmanın sebepleri bellidir ve anlaşılabilir. Yeme düzeni ve medikal yardımlar ile kabızlık aşılabilir. Eğer bu durumda ebeveynler çocukları tuvaletini yapamadığı için kaygılanıp çocuğu ısrarcı biçimde tuvaletini yapmaya zorlarsa çocukta dirence sebep olabilirler. Bu durumda çocuk için acı verici bir durum olan kabızlık farklı anlamlar kazanabilir.

 

  • Çocuğa birden fazla kişi veya güven bağı geliştirmediği kişiler tuvalet eğitimi vermeye çalışıyorsa çocuk tuvaletini tutabilir, direnebilir. Bu nedenle öncelikle çocuğun bakıcısı kimse tuvalet eğitimini o vermelidir.

 

  • Çocuğun yaşadığı önemli olaylar söz konusu olabilir. Travmatik yaşantıları olabilir. ( Kaldı ki otoriter ve baskıcı ebeveynler genellikle bunu tek başlarına sağlarlar) Çocuğun hayatını etkileyen olaylar, kişiler olup olmadığına da dikkat edilmelidir. Yeni insanların yaşam alanına katılması da benzer etkiye sahip olabilir.

 

  • Çocuk tuvaletini yaparken onu yaptığı şeyden tiksindirecek söylemlerden kaçınılmalıdır. ‘pis koktu, fena koktu’ gibi söylemler çocuğun tuvalet alışkanlığı geliştirmesi noktasında zorlaştırıcı olacaktır. Çocuk kendisinden tiksinebilir, utanabilir. Aynı şekilde tuvalet ortamı da pis ve utanılacak bir ortam gibi algılanmamalıdır. Çocuk o ortamdan kaçınmak isteyebilir.

 

Not: İnsanlar er ya da geç tuvalet alışkanlığı kazanıyorlar. Yetişkin olup da tuvaletini yapmayan normal bir insan yoktur. Bu nedenle bunu ciddi ve çözülmesi gereken bir mesele haline getirmemek çocuğun yararına olacaktır. Çocuğa sabırla yaklaşılmalı ve kendisini ifade edebileceği bir ortam yaratılmalıdır. Çocuk baskılanmamalı, kısıtlanmamalıdır. Teşvik edici olmak adına talepkar sözlerle çocuğa yaklaşmamak gerekir. Kibarca, tatlı sözlerle istenen talepler de dahil, çocuk için stres yaratıcı söylemler süreci zorlaştırır. Annelerin kendilerini yetersiz hissetmesi, mükemmel anne olma çabası ve iyi bir çocuk yetiştirme kaygısı bir noktaya kadar normal olabilir fakat aşırıya kaçan tutumlarımızdan çocuklarımızı korumamız gerekir.

 

PSİKOLOJİK DESTEK ALINMALI MI?

Tıbbi kontrollere ve tahlillere rağmen herhangi bir tıbbi neden görülmeyen çocuklar için sorunun psikolojik olduğu akla gelir. Bunun için ilgili alanda eğitim almış ruh sağlığı uzmanlarına başvurulmalıdır. Oyun terapisi bu konuda yararlı sonuçlar verebilmektedir. Uzmanların yaptığı değerlendirmeler sonucu, çocuğun hangi nedenle dışkısını yapmak istemediği anlaşılmaktadır. Uzmanla beraber süreç yönetilmelidir. Aileler de bu konuda destekleyici olmalıdır.